Doğu’ya Yolculuk

08 Aralık 2016

 Sergi, öncelikli olarak 19. yüzyıl resmine damgasını vurmuş bir sanatçı olan ve çoğunlukla deniz ve kentin iç içe geçtiği İstanbul’u ve Venedik’i konu alan resimleriyle bilinen Ziem’i, tüm yönleriyle tanıtmayı amaçlıyor. Blogumuz üzerinden de sergideki eserleri incelemeye devam ediyoruz. Bu hafta Ziem’in İstanbul’dan başlayan Doğu yolculuğunu ele alıyoruz. 

Félix Ziem

Kayıkta Dansöz, 1870 - 1880, Ahşap üzerine yağlıboya, 69 x 113 cm., Ziem Müzesi Koleksiyonu

Félix Ziem uzun zamandır İstanbul’a gitmeyi düşünmektedir, ama Kırım Savaşı ona engel olmuştur. En sonunda, 1856 yılının Temmuz ortasında, çatışmalara son veren barış antlaşmasının (Paris Antlaşması, 30 Mart 1856) imzalanmasından üç ay sonra, Marsilya’dan gemiye biner. 18 Temmuz’da Boğaziçi kıyılarına varıp, orada iki ay kalır. 

Ziem İstanbul sokaklarını tek başına arşınlar, dolambaçlı dar sokaklarda kaybolur, kalabalığın içine karışır, balıkçıların atmosferine dalar. Desen defterlerini insanlarla, öküzlerin çektiği arabalarla, köpeklerle, yelkenlilerle, kayıklarla doldurur. Köşkler, çeşmeler, camiler de –başta Süleymaniye’yle Yeni Cami’nin karaltıları– ona esin kaynağı olmuştur. Mimari yapılarındaki inceliği vurgulamak için onları dışarıdan çizmekle yetinir. 

Félix Ziem

İstanbul, Boğaz'da Günbatımı, 1880 -1890, Kâğıt üzerine mürekkepli kalem ve kahverengi mürekkep, 10 x 13 cm., Ziem Müzesi Koleksiyonu

13 Ağustos’ta, Ziem Kurban Bayramı törenine tanık olmak için Karaköy’deki ahşap köprüdedir. O gün, her yıl olduğu gibi, Sultan Abdülmecit Dolmabahçe’deki sarayından kayıkla Topkapı Sarayı’na gelir, oradan da namaz kılmak üzere Sultanahmet Camisi’ne geçer. Ziem de bu fırsattan yararlanarak, Boğaziçi’nin ışıltılı sularında giden görkemli imparatorluk kayıklarını çizer. 

Ziem yaz sıcağına karşın ışık, su ve renk etkisinin her yerde hissedildiği İstanbul’a hayran kalır. Onu en çok ilgilendiren şey gökyüzü, deniz ve mimarinin oluşturduğu farklı kütleler arasındaki incelikli ilişkidir, toprakla suyun birbirinin içine geçişidir. Eşsiz bir ışık yaratan bu özel görünüme Venedik’te ve Martigues’de rastlanmaktadır. 

Félix Ziem

İstanbul’da 18 Eylül’e dek kalır, sonra İzmir, Rodos ve Beyrut’tan geçip Mısır’a gider. 8 Ekim 1856’da İskenderiye’dedir, Teb’e dek Nil’den aşağı iner; Assuan ve Philai’yi ziyaret edip, Yunanistan ve Sicilya’da molalar verdikten sonra Fransa’ya döner. 
Ziem bu uzun yolculukta sayısız taslak, çizim ve çalışma yapar, tüm yaşamı boyunca yararlanacağı görsel bir bellek oluşturur. Ama tuvallerine aktardığı “gerçek” Doğu değil, ışığı ve zamandan bağımsızlığı yüceltmeyi yeğleyerek gerçeklik kaygısı gütmeyen uydurma bir Doğu’dur. 
Paris’e dönüşünde, Ziem’in yaptığı, doğrudan bu Doğu yolculuğundan esinlenen ilk tuvaller 1857 ve 1859 Salonlarında sergilenir. Bıkıp usanmak bilmeden İstanbul manzaralarının arka planlarına farklı farklı şekillerde minarelerle kubbelerin karaltılarını koyar. Böylece yeniden yaratılan kent sonsuz atmosferik çeşitlemeyle, fantezi sahneleriyle bezeli ışıklı kocaman mavi göklere zemin hazırlar. 

Ziem’in tek İstanbul yolculuğu Oryantalist düşlerini 1911’e dek besleyecek ve Avrupa’daki “Oryantal takıntı” hayranlığına katkı sağlayacaktır. 

Félix Ziem: Işık Denizinde Bir Gezgin sergisi 10 Kasım 2016 – 29 Ocak 2017 tarihleri arasında Pera Müzesi’nde gerçekleşti.

İzlenimcilik ile Oryantalizm Arasında

İzlenimcilik ile Oryantalizm Arasında

On dokuzuncu yüzyılın en özgün manzara ressamlarından Fransız sanatçı Félix Ziem’i ağırlıyoruz. 

Venedik Ressamı

Venedik Ressamı

Pera Müzesi 10 Kasım 2016 – 29 Ocak 2017 tarihleri arasında 19. yüzyılın en özgün manzara ressamlarından Fransız sanatçı Félix Ziem’i ağırlıyor. 

Bir Sanatçının Başarısı

Bir Sanatçının Başarısı

19. yüzyılın en özgün manzara ressamlarından Fransız sanatçı Félix Ziem’i ağırlıyoruz. Sergi, öncelikli olarak 19. yüzyıl resmine damgasını vurmuş bir sanatçı olan ve çoğunlukla deniz ve kentin iç içe geçtiği İstanbul’u ve Venedik’i konu alan resimleriyle bilinen Ziem’i, tüm yönleriyle tanıtmayı amaçlıyor. Blogumuz üzerinden de sanatçıyı ve sergideki eserleri incelemeye devam ediyoruz.