“Bedenim benim heykelimdir”
Louise Bourgeois

Pera Müzesi, İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) işbirliğiyle, 16 Eylül – 12 Kasım 2017 tarihleri arasında 15. İstanbul Bienali'ne ev sahipliği yapıyor. Müzede 17 sanatçının eserleri yer alıyor. Bienal boyunca bu sanatçıları ve eserlerini blogumuzda ele alıyoruz!

Louise Bourgeois’nın 1940’larda başladığı Femme Maison (Kadın Ev) serisi, gövdesinin üzerinde baş yerine çok katlı bir ev taşıyan çıplak bir kadın tasviridir. Kadın, ev içine kilitlenmiş ya da ev içini bir kostüm gibi üstüne geçirmiş gibi görünür. Klasik perspektif kurallarına sadık kalınmadan çizilmiş bu evin pencereleri ve duvarları farklı stillerdedir. Beden ise çıplak ve kırılgan görünür; küçücük kolları, bedenin anatomik oranlarıyla uyumlu değildir. Aslında yapıt, hepimizin çocukluğundan bildiği bir benzetme ile oynamaktadır: Bir baş olan evde, gözler pencere, ağız da kapı olacaktır. Daha genel olarak bakıldığında ise, Femme Maison kendini sergileme ile gizleme arasında bir etkileşimi, iç mekân ile dış mekân arasında, dışarıdan bakış ile özel gerçeklik arasında bir birliği ima eder. Yapıtın başlığı, hem cinsiyet eşitsizliği veya cinsiyet farklılaşmasının alanı olarak eve hem de yabancılaşmış bir etkinlik olarak ev işine işaret etmesi bakımından, Femme Maison’un birebir anlamını yansıtmaktadır.

Bourgeois, bu seriye başladığı 1940’lı yıllarda yabancısı olduğu bir ülke olan ABD’de yaşıyordu ve bebek bekliyordu, yani hem bedenin gerekliliklerine zorunlu olarak bağımlı hem de ana toprağından, kendi evinden kopmuş bir haldeydi. Bourgeois’nın yapıtı bu bakımdan bir belirsizlik içerir: Sanatçının zihnini evle ilgili sorumlulukların kurcalayıp durduğunu ima ediyor olabileceği gibi, bir evle tamamen bütünleşmiş olan bir beden gibi trajik, mizahi veya absürd bir fikre de işaret ediyor olabilir. Bourgeois bu seride tasvir ettiği kadın hakkında bir keresinde şöyle demişti: “Kadın yarı çıplak olduğunu bilmiyor, saklanmaya çalıştığını da bilmiyor. Yani bu kadının engeli yine kendisi, çünkü saklanabildiğini düşündüğü her anda aslında kendisini açık ediyor.” Bir söyleşide sarf ettiği “Benim için heykel, beden demektir. Bedenim benim heykelimdir,” sözleri ise üçüncü bir yoruma izin veriyor: Aslında Bourgeois, hem kadını hem de evi sanatın kurucu potansiyeliyle tanımlıyor.

Birbirini anlamak mümkün mü? <br>  Berlinde De Bruyckere

Birbirini anlamak mümkün mü?
Berlinde De Bruyckere

İki insan figüründen oluşan heykelde, figürler sanki aralarında fısıldaşıyormuş gibi, birbirine dolanmış ya da iyice eğilmiş halde, başlarından aşağı sarkan çiçek desenli bir battaniyenin altında dikilmektedir. 

Hem Çok Eskilere Ait Hem de Fazlasıyla Çağdaş  <br> Tatiana Trouvé

Hem Çok Eskilere Ait Hem de Fazlasıyla Çağdaş
Tatiana Trouvé

Pera Müzesi, İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) işbirliğiyle, 16 Eylül – 12 Kasım 2017 tarihleri arasında 15. İstanbul Bienali’ne ev sahipliği yapıyor. Müzede 17 sanatçının eserleri yer alıyor. Bienal boyunca bu sanatçıları ve eserlerini blogumuzda ele alıyoruz!

Bulanık Hatıralar <br> Andra Ursuta

Bulanık Hatıralar
Andra Ursuta

Dışsal tarihsel gerçeklikler ile evin içsel mekânı arasında bir bağlantı vardır. Mimari, kişisel eşyalar, tasarım ve işlevsel düzenlemeler ve planlar: Tüm bunlar özgün kişisel tarihleri ve politik uğrakları yansıtır.