Giacometti: Erken Dönem Yapıtları

20 Şubat 2015

“Çocuk Diego’nun Başı”, 1914-15.
Giacometti Vakfı Koleksiyonu, Paris.


Pera Müzesi ünlü heykeltıraş ve ressam Alberto Giacometti’nin retrospektif bir yaklaşımla hazırlanmış Türkiye’deki ilk kapsamlı sergisini sunuyor (11 Şubat - 26 Nisan 2015). Paris’teki Giacometti Vakfı’nın katkılarıyla hazırlanan sergi, gençlik dönemi çalışmalarından son yapıtlarına, tamamlanmamış bir eserine dek büyük ölçüde, sanatçının yaşamı boyunca çalıştığı Montparnasse’taki atölyesinde geçen verimli sanat yaşamını gözler önüne seriyor. Gençlik dönemi yapıtlarına ayrılan ilk bölümde, az bilinen bir dizi resim üstünden, babası, İsviçreli Art-İzlenimci ressam Giovanni Giacometti’nin etkisi ve genç sanatçının gelişimindeki rolü ortaya koyuyor.

Babasının atölyesinde

Alberto Giacometti ünlü bir yeni-izlenimci ressam olan Giovanni Giacometti’nin en büyük oğludur. İtalyan İsviçresi’nde, Stampa’da babasının atölyesinde yetişir ve çok erken yaşta sanatla ilgilenmeye başlar. Henüz 13 yaşındayken, erkek kardeşi Diego’yu model alıp, ilk büstünü, sonra da Cézanne’dan esinlenerek, arka planda atölyenin olduğu elmalı ilk ölüdoğasını yapar. Gözde araştırma konularından ikisi daha o günlerde kendini belli eder: baş betimlemesi ve atölyenin içinde ele alınan konu.

“Bir kaidenin üstünde küçük büst röprodüksiyonları görmüş ve anında onlardan yapmak istemiştim. [...] Başta aşırı zevk aldım, bunun çok kolay olacağını, gördüğüm şeyi üç aşağı beş yukarı gerçekleştirebileceğimi sandım.”

- Giacometti, 1962 (André Parinaud’yla söyleşi)

giacometti eserleri “Ottilia”, yak. 1920. Karton üzerine yağlıboya.
Giacometti Vakfı Koleksiyonu, Paris.

Babasının izinde (1916-1921)

Giacometti de başta erkek kardeşleri Diego ve Bruno, kız kardeşi Ottilia olmak üzere yakınlarını model olarak kullanır babası gibi; onları divizyonist bir resimde, bolca renkli fırça vuruşlarıyla betimler. Biçemi yeni-izlenimcilerinkine yakın olsa da, Giacometti kardeşi Diego’nun başını manzarayla kaynaştırarak daha kişisel bir yol dener, belli bir uzaklıktan görülen baş algısı üstüne düşüncelerin temelleri atılmıştır bile.

Onu, 1920-1921’de İtalya’ya “büyük tur”a, İtalyan ustaların yapıtlarıyla tanışmaya götürerek genç sanatçının önünde yeni ufuklar açan babası: “Resim yapabilmek için görmeyi öğrenmek gerekir” der ona. Babasının etkisinden kesin olarak kurtulabilmesi için artık yalnızca Stampa’dan ayrılması gerekiyordur.

Gece Yarısı Korku Hikâyeleri:  Cadıların Güneşi <br> Mehmet Berk Yaltırık

Gece Yarısı Korku Hikâyeleri: Cadıların Güneşi
Mehmet Berk Yaltırık

Eylül güneşi altında, ziyadesiyle kızgın sac misali ateş saçan kayalıklardan geçiyorum. Uzaktan uzağa fark edilen çizgiler ve çatlamış kayalar haricine tek bir ağaç, tek bir ot yok.

Dünyanın En Yalnız Katı Meyve Sıkacağı

Dünyanın En Yalnız Katı Meyve Sıkacağı

Tüketimci kültürü eleştiren bu eserden yola çıkarak Harun Çırak’tan bu şeylerin neler söylediklerini, nasıl söylendiklerini hayal etmesini istedik. Dört bölümlük “Söylenen Şeyler” yazı serisinin ilk bölümde hevesle satın alındıktan sonra bir köşeye fırlatılan meyve sıkacağına kulak kabartıyoruz…

Yılan Başı

Yılan Başı

Yunan tanrısı Apollo ve oğlu Asklepios tıp ve şifa âleminin yöneticisiydi. Apollo aynı zamanda ışık ve güneşin tanrısıydı, onun güneşi simgelemesi ve tıpla ilişkisi daha sonra Hekim İsa ve dirilişle bağlantılanacaktı.