Stephen Chambers "Büyük Ülke"

18 Temmuz 2014

Kraliyet Sanat Akademisi, Stephen Chambers’a Ana Galeriler’in Weston Salonları’nda düzenlenecek, temalı bir sergi için yeni işler üretme fırsatı sunduğunda sanatçı baskıya ve onun sunduğu imkânlara yöneldi. Kendisine o güne kadar yapılmış en büyük baskılardan birini yaratma gibi hatırı sayılır bir hedef koydu ve bu esere Büyük Ülke adını verdi. Esas ilgisi resim olmasına rağmen baskı Chambers’ın sanatsal üretiminde hep önemli bir rol oynadı. Muazzam ve iddialı işi Büyük Ülke baskıyla ilgili deneysel yaklaşımına bir örnek oluşturur ve sanatçının fikirler geliştirebileceği, riskler alabileceği ve sanatsal sınırlarını genişletebileceği bir alan olarak değerini gösterir.

William Wyler’ın destansı 1958 yapımı western filmi “Büyük Ülke” bu baskının temasına ve ölçeğine temel esin kaynağıdır. Chambers’ın işinde, başlığa ek olarak, engin Amerikan Ortabatısına göndermeler ve sınırsızmış gibi görünen ülkede yeni ve daha iyi bir hayat hayali kuran göçmenlerle sınırda yaşayanların deneyimleri aracılığıyla da pek çok referans bulunabilir.

Stephen ChambersStephen Chambers

Chambers, baskının temelini oluşturan ince çalışılmış çini mürekkebi çizimlere daha ilk giriştiğinde, ortaya çıkacak işte başka birçok etkinin de –edebi kurgu, keşif günlükleri, Amerikan tarihi ve göç haritaları– bulunacağı belli olmuştu. Ortaya çıkan iş, manzaranın muazzam boyutlarını ve halkın bu sonsuz toprağa ait olmanın, burada yaşamanın ve burayla bir bağlantı kurmanın yollarını bulma girişimlerini harika bir biçimde anımsatır. Chambers’ın işinde insani koşullar da vurgulanmıştır, her kare uçsuz arazinin boş sahnesinde canlandırılır. Toprak ve mülkiyet kaçınılmaz biçimde çelişki getirir ve bunun altında yatan bir gerilim eserde açıkça okunabilir.

Baskı, sanatçının eliyle teknisyenin becerisinin kaynaşması ve bilgisayarın ikisinin arasında bir köprü oluşturmasıdır. Her biri ayrı ayrı çerçevelenmiş, aynı boyutlarda 78 ayrı baskılı kâğıt yaprağından oluşan Büyük Ülke farklı ölçeklerdeki vinyetlerden oluşan bir dizidir. Her figür, siluete yakın bir biçimde resmedilerek sinemasal ve illüstratif bir nitelik yaratılmış ve her yaprağı kaplayan örüntülenişin imgeyi kâğıdın yüzeyine “örmek” gibi bir etkisi olmuştur. İncelikli bir biçimde çalışılmış süslemeler sıklıkla, biraz sarsıcı olan bazı sahnelerle çelişir. Kesin bir tarihsel zaman duygusu yoktur; figürlerin kıyafetlerinin alışılmadık ve kostüm-benzeri niteliğini bir kültüre yerleştirmek mümkün değildir. Bazı motifler tekrar edilir: yolculuk ve toprakta çalışmayı akla getiren bagaj ve at; insanın konfor ve sığınak arayışına uygun çiftlik evi ve yakılan ateşler. İşaret eden parmaklar, genellikle yola çıkılan ya da “yeni ülke”ye girilen limanların adları aracılığıyla ileriye doğru hareketi temsil eder: Perth, Freetown, Montevideo ve Karakas bunlardan birkaçıdır. Genel sonuç odur ki, yeryüzünün enginliği ve onun içinde kendi mikrokozmosunu kurmaya çalışan insanın yeryüzünün enginliğiyle ilişkisini inceleyen eser evrensel bir niteliğe sahiptir.

Stephen Chambers

Baskı evrilirken, Chambers çini mürekkebi resimler dizisini çalışmaya başladığında kavram, sürekliliği olan tek bir düzey yaratmaktan, sayfa üzerinde somutlanmış şiir dizelerini andıran daha parçalı bir düzenlemeye dönüştü. Bu düzenleme işin bir film şeridi gibi okunmaması gerektiğine dair kasıtlı bir göstergedir: Bütün sahneler başlık ve genel temalarla bağlantılı olmasına rağmen sanatçı deşifre edilecek herhangi bir hikâye olmadığı konusunda açıktır ve her izleyicinin birikmiş vinyetler grubuna farklı bir yorum getirmesini ümit eder. İlerleyen bir anlatıdan kaçınmasıyla bütün eser düzensiz bir göç haritası halini alır. Figürler toprak yığınını simgeler, çeperden soyulan liman isimleri destansı yolculukların başlangıçlarına işaret eder.

Edith Devaney, küratör.

“Büyük Ülke”, Stephen Chambers, 2012. 78 bağımsız pano, kâğıt üzerine serigrafi. Özel koleksiyon.

Heykele Geçiş

Heykele Geçiş

Manolo Valdés’in resimleri, maddesel bir mevcudiyet arayışındayken, bu arayış onun heykellerinde daha da belirgindir. Her geçen yıl, bu alanda daha üretken hale gelir. Günümüzde heykel, sanatçının zamanının ve çabalarının büyük bir bölümünü kapsıyor.

Esir Sultan

Esir Sultan

Yunanlıların Türk boyunduruğunu kırmak için yürüttükleri savaş Avrupa tarafından yakından takip ediliyordu. Romantizmin hakim olduğu bu çağda, Yunanistan’ın çevresinde 1821 ile 1832 arasında gelişen olaylar ulusal bağımsızlık mücadelesinin bir sembolü haline gelmişti. 

On Dokuzuncu Yüzyılda Gezgin Olmak

On Dokuzuncu Yüzyılda Gezgin Olmak

N’olmuş? işbirliğiyle hazırlanan yazı dizimiz devam ediyor. Kendilerini; “Bilindik N’olmuş? sorusunu her gün yeniden soruyor, karşımıza çıkan sayısız beklenmedik cevabı sizlerle paylaşıyoruz.