Seçilmiş Aileler
Şükrü Argın, Joseph Massad, Shahrzad Mojab

15. İstanbul Bienali Açılış Sempozyumu

16 Eylül 2017

“Ev bizi istemediğinde, biz evi gönüllü ya da gönülsüz olarak terk ettiğimizde ne olur?” sorusundan yola çıkan Seçilmiş Aileler sempozyumu, bir kurum olarak ailenin ötesine geçen aidiyet arayışlarına, bu arayışlardan doğan çatışma ve uzlaşma deneyimlerinin topluluk ve toplumsallık düzeyindeki etkilerine ve duyguların politik aktivizmdeki rolüne eğiliyor; evleşen ortak mekânların özne ve topluluk oluşumundaki rolü gibi meselelere öncelik veriyor.

14:00   Joseph Massad - Tanınmanın Bedeli: Tek İslam ve Çokluk
15:00   Shahrzad Mojab - Ev, Sürgün: Yerleşmemiş Yerleşkeler
16:00   Şükrü Argın - Sıçan Deliği: Muvakkat Evlerimizin Muallaktaki Komşuları

“Tanınmanın Bedeli: Tek İslam ve Çokluk”
Joseph Massad

“Konuşmamda, çok kültürlülük, çeşitlilik ve farklılık söylemlerinin, Avrupalı beyaz ırk üstünlüğü söylemine karşı duruyor gibi gözükseler de aslında bu algıyı daha da güçlendirdiğini savunacağım. Çok kültürlülük ve çeşitlilik çağrıları, farklı kültürleri değişmeden kaldığı farz edilen bir fantezi Avrupa kültürünün içine dahil etmeyi amaçlıyor.

Diğer tüm kültürler çeşitlilik söylemleri altında şekil verilebilir ve değişikliğe açık gösterilirken beyaz Avrupalı kültürü kusursuz, değişmeyen, esnek olmayan ve iç dinamiklerinin gerektirdiği değişiklikler dışında hiçbir değişikliğe ihtiyaç duymayan bir kültür olarak görülmektedir. Bu konuşma bağlamında, beyaz Avrupalılar tarafından tanınmanın tek tanınma biçimi olması meselesinden bahsedeceğim. Batı Avrupa ve ABD’deki İslam’ı ve Müslümanları örnek olarak ele alacağım.”

Joseph Massad, New York Columbia Üniversitesi’nde Modern Arap Siyaseti ve Entelektüel Tarih konularında ders veriyor. Dört kitabın ve düzenilerce akademik makalenin yazarı. Çalışmalarının çevrildiği diller arasında Fransızca, Arapça, İspanyolca, İtalyanca, Almanca, Hollandaca, İsveççe, Japonca, Türkçe, Farsça ve Endonezyaca var. Son kitaplarından Arapları Arzulamak (University of Chicago Press, 2007), Lionel Trilling Kitap Ödülü’nü kazandı. Yakın zamanda yayınlanan bir diğer kitabı da Liberalizm’de İslam’dır (University of Chicago Press, 2015).

“Ev, Sürgün: Yerleşmemiş Yerleşkeler”
Shahrzad Mojab

“Bu konuşmada on yıllardır üzerine çalıştığım konular olan kadın, savaş, mülksüzleştirilme ve şiddetten bahsedeceğim. Konuşmamda savaş, yerinden edilme, sürgün ve yerleşmeden yerleşme tecrübelerimi anlatacağım için oto-etnografik bir boyut da olacak. Sınırlar ötesi hareketler, sığınma, sürgün hayatı tecrübelerim sırasında bu durumların düşünme biçimimi nasıl etkilediğini ele alacağım. Bu süreçte kendime ‘ev’ neresi sorusunu tekrar tekrar sordum. Marksist feminist bir eğitimci olarak bu öz düşünümsel yaklaşım ile toplumla öz arasındaki ilişkiyi savaş koşulları, yerinden edilme ve sonuçları bağlamında inceleme fırsatım oldu. Travma anlatımının ötesine geçerek, günümüzün devam etmekte olan savaşının sonucunda milyonlarca insanın yerinden edilmiş olma ve mülksüzleştirilmelerine nasıl bir tepki verebileceğimiz hakkında birlikte düşünmek istiyorum.”

Shahrzad Mojab, OISE/University of Toronto’da Yetişkin Eğitimi, Toplumsal Gelişim, Kadın ve Cinsiyet Çalışmaları konusunda ders vermektedir. Kadın ve Cinsiyet Çalışmaları Enstitüsü’nün direktörlüğünü yapmıştır. Savaş, yerinden edilme ve şiddetin kadınların eğitimi üzerindeki etkileri konularındaki çalışmalarıyla uluslararası tanınırlığa sahiptir. Cinsiyet, devlet, göç ve diaspora çalıştığı konular arasında. Yakın zamanda gerçekleştirdiği araştırma projeleri arasında Dönüşmekte olan Gençlik: Savaş, Göç ve ‘Yenileyici İmkanlar; Göçmen Gençleri Yerleştirme Politikaları ve Pedagojisi ve göçmen kadınların maruz kaldığı şiddet tecrübesini göstermeyi amaçlayan dans projesi, Kadına Ait Olmayan Toprak sayılabilir.

“Sıçan Deliği: Muvakkat Evlerimizin Muallaktaki Komşuları”
Şükrü Argın

“Geçtiğimiz yüzyılı büyük ölçüde sınıf savaşları belirlemişti, öyle görünüyor ki yaşamakta olduğumuz yüzyılı sınır savaşları belirleyecek. Sınıf savaşlarının artık sınır savaşları olarak tezahür edecek olduğunu da söyleyebiliriz elbette. Zira sınırlar bugün sadece ülkeler arasında değil, ülkelerin kendi içerilerinde de yürüyor, çatallanıyor ve toplumsal sınıfları kendi dünyalarına kapatıyor. Bu sebeple, aynı yurdun/ülkenin sakini olan zenginler ve yoksulların artık hiçbir yerde birbirine komşu olmadıkları söylenebilir. Yukarıdan gönderilen kategorik "Komşunu kendin gibi sev" buyruğu, aşağıya ancak koşullu hale dönüşerek inebilir, ancak koşullu bir buyruk olarak hayata geçirilebilir: Komşunu kendin gibiyse sev. Belki her zaman durum zaten böyleydi, fakat yaşadığımız günlerde "koşullu komşuluk" hali çok daha bariz biçimde kendini gösteriyor. Ülkeler, bölgeler, devletler, "devlet siteleri", "getto devletleri", sınıflar, yaşam tarzları arasında giderek belirginleşen sınırlar, derinleşen uçurumlar, yükselen duvarlar bunun göstergesi.”

Şükrü Argın, Ege Üniversitesi sosyoloji bölümünden mezun oldu. Makaleleri Birikim ve Redaksiyon gibi dergilerde yayımlandı. Gezi’nin Ufkundan: Liberal Demokrasinin Krizi, Kamusallık ve Sol (2014), Yaşlanan İnsanlık, Gençleşen Kapitalizm (söyleşi: Osman Akınhay, 2009), Nostalji ile Ütopya Arasında (2003) kitaplarının yazarı.

Pera Müzesi Oditoryumu’nda gerçekleştirilecek etkinlik ücretsizdir. Yerler sınırlıdır, rezervasyon alınmamaktadır. Etkinlik dili İngilizce ve Türkçedir, simültane çeviri olacaktır.

15. İstanbul Bienali

Pera Müzesi, İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) iş birliğiyle, 15. İstanbul Bienali’ne ev sahipliği yaptı. İKSV tarafından Koç Holding sponsorluğunda düzenlenen, sanatçı ikilisi Elmgreen & Dragset’in küratörlüğünde iyi bir komşu başlıklı bienalde, 32 ülkeden 55 sanatçının ev, mahalle ve aidiyet kavramlarını tartışmaya açan işleri sergilendi.

15. İstanbul Bienali

Pera Müzesi’nin Genç Sergileri

Pera Müzesi’nin Genç Sergileri

Pera Müzesi’nin sergiler ekibinden Begüm Akkoyunlu ve Tania Bahar ilk açıldığımız günden bu yana süregelen ve artık bir gelenek halini alan “Genç Sergiler”in hikâyesini Pera Müzesi Blog için anlatıyor!

Sonsuz bir ihtimal olarak Mavi

Sonsuz bir ihtimal olarak Mavi

Yves Klein’ın mavi pigmentlerini akla getiren bir rengin perdeyi boylu boyunca kapladığını düşünün. Neredeyse 80 dakika boyunca mavinin tonlarında en ufak bir oynama olmasa bile, zihnimiz durduğu yerde durmuyor. Sabit bir maviliğe ne kadar uzun süre bakabiliriz? Mavi tonlar titreyerek, kendi gölgelerini yaratarak bize oyunlar oynamaz mı? Maviden gözlerimiz kamaşmaz mı?

Bruce Nauman Bana Bak!

Bruce Nauman Bana Bak!

Bruce Nauman’ın bu videoları doğrudan doğruya izleyiciyi muhatap alıyor. Ekranda beliren oyuncuların farklı şekillerde söyledikleri cümleler cevaplanması imkânsız varoluşsal sorulara dönüştükçe dinleyici kendini sorguda hissetmeye başlar.