Terence Pepper ve Joanna Ling
Cecil Beaton: Portreler

Söyleşi

13 Mayıs 2015 / 19:30

20. yüzyılın önemli ve çok-yönlü fotoğrafçılarından Cecil Beaton (1904-1980), resim, illüstrasyon, karikatür, tiyatro ve sinemadan, kostüm tasarımına uzanan farklıi çalışmalarının yanı sıra çok satan bir yazar, bir fotoğraf tarihçisi ve zaman zaman da bir oyuncuydu.

Sanatçı 1920'lerden 1970'lere uzanan profesyonel hayatı boyunca, aktör ve aktrislerden yazarlara, sanatçılara, siyasetçilere ve hatta kraliyet ailesine kadar, yüzyılın önde gelen isimlerini karelerinde ölümsüzleştirdi.

Cecil Beaton, Portreler sergisinin küratörü ve aynı zamanda Londra'daki National Portrait Gallery Fotoğraf Bölümü Danışmanı Terence Pepper ve Cecil Beaton Arşivi, Sotheby's küratörü Joanna Ling'in katılımıyla gerçekleşecek söyleşi, sanatçının kariyerine bir bakış sunarken, sergiyi de yakından inceleme fırsatı veriyor.

Etkinlik ücretsizdir, rezervasyon alınmamaktadır.
Etkinlik dili İngilizcedir, ardıl çeviri yapılacaktır.

Süreli Sergi

Cecil Beaton

20. yüzyılın önemli ve çok yönlü fotoğrafçılarından Cecil Beaton (1904-1980) büyüleyici portreleriyle ilk kez Türkiye’de Pera Müzesi’ndeydi.

Cecil Beaton

Martín Zapater’in Portresi (1797)

Martín Zapater’in Portresi (1797)

Martín Zapater y Clavería 12 Kasım 1747’de Zaragoza’da doğdu. Mütevazı bir tüccar ailesine mensuptu; hali vakti yerinde akrabası Juana Faguás ve kızı Joaquina de Alduy tarafından evlat edinildi. 1752-1757 yılları arasında Zaragoza Escuelas Pías okulunda Goya’yla birlikte okudu; bu dönemde başlayan dostlukları Zapater’in 1803’teki ölümüne kadar devam etti.

Hafıza  Anılar İnşa Etmek / Anı Odası / Ölümü Anımsa

Hafıza Anılar İnşa Etmek / Anı Odası / Ölümü Anımsa

Her hafıza bir iç hikâyeyi anlatır; her koleksiyonun da bir iç hikâyesi vardır. Koleksiyon; sanatçı, izleyici, koleksiyoner gibi pek çok farklı hafızanın, hikâyenin birbiri içine geçtiği yerdir.

Buram Buram Kahve Kokan 17 Instagram Hesabı

Buram Buram Kahve Kokan 17 Instagram Hesabı

Kahve o kadar uzun zamandır bizimle ki, onsuz bir sosyal yaşamı düşünmek güç. Hatta sanki onunla hiç tanışmasaydık da “Bu hayatta bir şey eksik ama adını koyamıyorum.” gibi bir hisse kapılırdık. Şakası bir yana, sizce nasıl oldu da kahve insanlık tarihinin farklı dönemlerinde hep kendine has bir yer edinmeyi ve gündelik yaşamımızda bu denli kök salmayı başardı?