gör/bak/deniz

Caitlind r.c. Brown ve Wayne Garrett

5 Haziran 2015 - 14 Şubat 2016

2015’te 10. yılını kutlayan Pera Müzesi, uluslararası platformda yaptıkları kavramsal çalışmalarla dikkat çeken Kanadalı genç sanatçılar Caitlind r.c. Brown ve Wayne Garrett’a Müze’nin cephesine özel bir yapıt projelendirmelerini rica etti.

Tarihi semt Beyoğlu, Tepebaşı’nda 19. yüzyılın sonlarında Yunanlı mimar Achilleas Manussos tarafından Bristol Otel olarak tasarlanan etkileyici bina, 2005 yılında müze olarak hizmet vermek üzere renove edilmişti. 10. yılı için Pera Müzesi’nin tarihi cephesine yerleştirilmek üzere tasarlanan gör/bak/deniz, izleyicileri tanıdık bir mekânı yeni bir mercekle tekrar incelemeye davet etti. Sanatçıların mercekleri oyunbazca kullanımı, Pera Müzesi’nin İstanbul’un kültürel manzarasına katkısını geleceğe odaklanmış bir bakışla kutlarken, zaman ve mekân algısını da değiştiriyordu. gör/bak/deniz, on bin gözlük merceğinden oluşan hareketli bir yerleştirme. Statik bir yapı olan müze binasına rüzgârın çekimiyle hareket getiren eser, Haliç’in dinamik ve pırıltılı yüzeyini yansıtıyordu. 10 metre çapında bir daire yaratmak üzere bir araya gelen, kullanılmış gözlük camlarından inşa edilen gör/bak/deniz, izleyenleri anlık bir perspektif kayması yaşamaya davet etti.

Eğer gözler ruhun penceresiyse mercekler etrafımızdaki dünyaya dair görüşümüzü nasıl değiştirir? Eski aksesuarlar, kullananların soluk hayaletlerini taşır mı? Yerleştirmenin maddeselliği ortaya çıktıkça, izleyici izlenen oluyor ve görüntülerin, yani gözlüklerin bu görüntüsü bir başka alt metin öneriyor; gör/bak/deniz, kolektif görüntü ve perspektif bağlamında görmenin gücüne dair bir ikon.

Sanatta Venüs

Sanatta Venüs

José Sancho, yarattığı kadın gövdelerinin şehvetli niteliğini gizlemek bir yana, ön plana çıkarır. Bu gövdeler önden simetriktir, fakat yandan bakıldığında içbükey ve dışbükey formların oluşturduğu zıtlık eserlere hareketlilik katar. 

Charlotte Wells’ten Bir Not

Charlotte Wells’ten Bir Not

Hafıza güvenilmesi güç bir şeydir: ayrıntılar belirsizleşir ve öngörülemez bir hâl alır. Hatırlamak için gayret ettikçe daha az şey görürsünüz. Kendisini durmadan çürüten bir hafızanın anısı... Son zamanlarda kendimi, duyguların daha dirençli olduğu noktasında ikna etmeye çalışırken buluyorum; ne var ki bu, epey zor bir iş.

Aşk ve Müzikte Ölümüne Sadakat

Aşk ve Müzikte Ölümüne Sadakat

Bu Bir Aşk Şarkısı Değil sergisi proje yöneticileri Fatma Çolakoğlu ve Ulya Soley, Nick Hornby’nin edebiyat ve müziğin yollarını kesiştiren etkileyici hikâyesi Ölümüne Sadakat’i anlatıyor!