“İstanbul’da Bu Ne Bizantinizm!”

Popüler Kültürde Bizans

23 Kasım 2021 - 6 Mart 2022

Bizans’ın popüler kültürdeki eklektik varlığını keşfe çıkan, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün Pera Müzesi için, Emir Alışık’ın küratörlüğünde hazırladığı “İstanbul’da Bu Ne Bizantinizm!”: Popüler Kültürde Bizans, Bizantinizmin çoklu ve birbiriyle çakışan anlamlarını ortaya çıkarıyor. Popüler kültürün Bizans mirası ile etkileşimini, Bizans’ı temsil etmek için seçilen motifleri, sergi danışmanları Brigitte Pitarakis, Elif Demirtiken, Felice Lifshitz, Haris Theodorelis-Rigas, Jeremy J. Swist, Marco Fasolio, Roland Betancourt, Sinan Ekim, Vedran Bileta ve Yağmur Karakaya’nın katkılarıyla detaylı bir biçimde sorguluyor.

Kapsamlı bir kitabın da eşlik ettiği sergi, adını Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun romanı Panorama I-II’den (1953-1954) alıyor: Romanın ana karakteri savaş sonrası Türk toplumundan usanınca, ağzından bu satırlar dökülür. Karaosmanoğlu, Bizantinizm ile ne kastettiğini tam olarak biliyordu; bu terim öncelikle bir ulusun mensupları arasındaki toplumsal karmaşa ve kini, aynı zamanda öteki türlü içinde yaşadıkları kaosu açıklayamayacak aynı kişilerin benimsediği batıl inançları ima ediyordu. Sergi, Karaosmanoğlu’nun serzenişini çağrışımlarından ayırıp sözleri birebir anlamıyla, samimi bir soru olarak algılarken Konstantinopolis/İstanbul’un—tarihsel ve coğrafi açıdan—doğal olarak Bizantinizmin kendi mahallesi olduğunu göstermeyi ihmal etmiyor.

Bizans’ın on dokuzuncu yüzyılda ve yirminci yüzyılın başında akademik ve arkeolojik “yeniden keşfi” birçok sanatsal ifadede—resim, mimari, tiyatro, müzik, edebiyat vb.—geniş bir yankı uyandırdı ve Bizans merakı zamanla büyüyerek yeni ufuklara, alışılmadık literatür ve müzik türlerinden resim ve film yapım tekniklerine, tekstile ve hatta grafik romanlar gibi yeni anlatım araçlarına ulaştı.

Konstantinopolis’teki Bizans mirasına erişim giderek yoğunlaştıkça, Bizantinizme ilham olan fiziki kaynaklara erişim Ravenna’dan Konstantinopolis’e doğru kaydı. Bu eski başkentin kentsel çerçevesi ve sakinleri, Bizans’a yönelik bu çağdaş ve yenilenmiş ilginin merkezindedir. Bu yeni popüler malzemeler tarihsel canlandırma ve tarihsel kurmacanın sınırlarını aştı, yepyeni öyküler anlatmanın bir yöntemi olarak Bizans biçimlerini, tarihini ve maddeselliğini sahiplenmek için yeni yollar döşedi. Bizans tarihi bazen tarihsel bilginin manipülasyonu yoluyla düşmanlığın uyandırılmasına alet edilse de Bizans mirası karmaşık sosyopolitik meseleleri yansıtmak için de sık sık kullanılır. Bu güncel olguların her ikisi de çağdaş romanların, metal müziğin, çizgi ve grafik romanların, görsel sanatların, bilgisayar oyunlarının, filmlerin ve modanın bir araya getirilmesiyle, “İstanbul’da Bu Ne Bizantinizm!”de eleştirel bir biçimde temsil ediliyor. Sergi böylece Bizantinizmin onu aramadığımız yerlerde bile karşımıza çıkan, etki alanı geniş bir olgu olduğunu ortaya çıkarıyor.

Bir Fotoğrafçı Biyografisi Guillaume Berggren

Bir Fotoğrafçı Biyografisi Guillaume Berggren

Fotoğraf tekniğini Berlin’de öğrenen Berggren İstanbul’a gelene kadar pek çok farklı Avrupa kentinde çeşitli işler yaparak yaşamını sürdürür. 

Padişahın Emriyle

Padişahın Emriyle

Resimde Żmurko bir harem odasının egzotik imgesini, parlayan kumaşlar, saçılmış mücevherlerle birlikte sunuyor, burayı “padişahın emriyle” öldürülmüş bir odalığın heykeli andıran güzel bedeni için bir dekor olarak kullanıyor. 

Leonardo’nun Atı

Leonardo’nun Atı

Leonardo da Vinci, 1493’te, tam 500 yıl önce, Milano Dükü Ludovico il Moro’nun 12 yıl önce babasının anısına sipariş ettiği atlı anıtın (doğal büyüklüğün 4 katı boyda) dökümü için hazırlıkları bitirmek üzereydi.