Kütahya Çini ve Seramikleri Koleksiyonu

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Kütahya Çini ve Seramikleri Koleksiyonu, 18. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan bir zaman diliminde Kütahya’da gelişen çini ve seramik sanatının önemli örneklerini bir araya getiriyor.

Osmanlı döneminde İznik’ten sonra en önemli seramik üretim merkezi olan, Frig, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde de yoğun biçimde seramik üretimine sahne olan Kütahya, bu sanatı geleneksel yöntemleriyle günümüze dek yaşatmış bir kent. 17. ve 18. yüzyıllarda en yetkin örneklerini veren, daha sonra üretim ve çeşitliliğin azalmasıyla gerileyen Kütahya çiniciliği, 19. yüzyıl sonlarında yeniden canlanmış, İznik ve Çanakkale çiniciliği arasında bir çizgide “kent sanatı” olarak, zengin ürün yelpazesi ve sürekliliğiyle Osmanlı sanat mozaiğinin önemli parçaları arasında yer almıştır. Özellikle İznik’teki üretimin durmasıyla bugünkü kimliğini oluşturan Kütahya çini ve seramikleri, gündelik hayatın gereksinimlerine yönelik bir üretimi yansıtır.

1980’li yıllarda oluşturulmaya başlanan Suna ve İnan Kıraç Vakfı Kütahya Çini ve Seramikleri Koleksiyonu, yıllar içinde genişleyip zenginleşerek çeşitli dönem ve türden 1000 civarında eseri bir araya getiren kapsamlı bir koleksiyon olmuştur. Bezeme ve form açısından geniş bir çeşitlilik sunan koleksiyon, sıra dışı ve nadir örnekleri de barındırır. Günlük hayatta kullanılabilecek Kütahya çini ve seramiklerindeki obje çeşitliliği, koleksiyondaki objeler üzerinden takip edilebilir. Kâse, tabak, çukur çanak, şekerlik, kavanoz, fincan, bardak, maşrapa/daldırma, sütlük, ibrik, sürahi, nargile, vazo, vurmalı çalgı, küp, saksı, buhurdanlık, makara, ağızlık, pipo, yumurtalık, kibritlik, tuzluk, biberlik, baharatlık, lokumluk, meyvelik, çerezlik, iftariyelik, tepsi, demlik, limonluk, tükürük hokkası, abajur, masa lambası, mumluk, şamdan, kumbara, ayna, askı süsü, duvar süsü, kaşıklık, karanfillik, masa saati, sigaralık, kül tablası gibi çok çeşitli işlevlere sahip bu objeler çok çeşitli formlarda üretilmiştir. Bu objelerin yanı sıra koleksiyonda biblo, duvar kaplaması ya da sehpa üstü/tavan süsü olarak kullanılan çiniler de yer alıyor. Dönemsel farklılıkların yanı sıra atölye ve usta özelliklerinin de ön plana çıktığı bu seramik ve çiniler, yaklaşık üç yüz yıllık bir sürecin hikâyesini anlatıyor.

Paylaş