Kütahya Çini ve Seramikleri Koleksiyonu

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Kütahya Çini ve Seramikleri Koleksiyonu, 1980’li yıllarda Suna Kıraç’ın arzusu üzerine toplanmaya başlanmış ve yıllar içinde genişleyip zenginleşerek günümüze ulaşmıştır. Bugün bünyesinde çeşitli dönem ve türlerden 1000 civarında parçayı barındıran koleksiyon, Osmanlı kültürünün nispeten gölgede kalmış yaratıcılık alanını önemli örnekleriyle katetmekte ve özellikle 18. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar uzanan bir zaman dilimi içinde Kütahya çini ve seramik sanatı gelişim çizgisinin, ayrıntılı bir biçimde izlenmesine olanak vermektedir. Sergilemede bir araya getirilen eserler, hem koleksiyonun yapısı, hem de Kütahya çiniciliği konusunda genel bir fikir vermek amacıyla hazırlanmış sınırlı bir seçkinin parçalarıdır ve ileride hazırlanacak başka sergilerde, bir yandan koleksiyonun daha geniş biçimde tanıtılması sağlanırken, bir yandan da geleneksel kültür mirasımızın önemli bir parçası olan Kütahya çini ve seramik sanatının çeşitli yönlerine yeni ışıklar tutulmasına çaba gösterilecektir.

Oryantalist Resim Koleksiyonu

Oryantalist Resim Koleksiyonu

Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri Koleksiyonu

Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri Koleksiyonu

Kütahya Çini ve Seramikleri Koleksiyonu

Kütahya Çini ve Seramikleri Koleksiyonu

On Dokuzuncu Yüzyılda Gezgin Olmak

On Dokuzuncu Yüzyılda Gezgin Olmak

N’olmuş? işbirliğiyle hazırlanan yazı dizimiz devam ediyor. Kendilerini; “Bilindik N’olmuş? sorusunu her gün yeniden soruyor, karşımıza çıkan sayısız beklenmedik cevabı sizlerle paylaşıyoruz. 

Louis Isadore Kahn (1901-1974)

Louis Isadore Kahn (1901-1974)

Louis I. Kahn, 1901 yılında, tüm yaşamını geçireceği, çalışacağı, âşık olacağı ve yaşama veda edeceği Philadelphia’dan uzakta, Rusya’nın Pärnu kentinde Yahudi bir aileye doğar. Beş yaşındayken ailesiyle birlikte Amerika’ya göç ederler.

Buram Buram Kahve Kokan 17 Instagram Hesabı

Buram Buram Kahve Kokan 17 Instagram Hesabı

Kahve o kadar uzun zamandır bizimle ki, onsuz bir sosyal yaşamı düşünmek güç. Hatta sanki onunla hiç tanışmasaydık da “Bu hayatta bir şey eksik ama adını koyamıyorum.” gibi bir hisse kapılırdık. Şakası bir yana, sizce nasıl oldu da kahve insanlık tarihinin farklı dönemlerinde hep kendine has bir yer edinmeyi ve gündelik yaşamımızda bu denli kök salmayı başardı?