Günlük Yaşam

  • 21 Mart 2015 / 17.00
  • 26 Mart 2015 / 19.00

Sanatçı: Narimane Mari
Fransa, 90’, 2015
Fransızca, Türkçe altyazıyla

Her gün günlük yaşamın küçük parçalarının filmi çekiliyor, hava nasıl olursa olsun, ruh hali nasıl olursa olsun, hangi şehir olursa olsun, bunlar dış dünyayla paylaşılan, öykülerden ve daha geniş devinimlerden mürekkep bir opera oluşturur. Narimane Mari dünyanın çeşitli şehirlerinde kentsel uzamları ve gündemi belirleyenleri filme çekiyor. Gezip dolaşırken, randevularına ve alışverişe giderken çektiği bu filmler aylakları ve çalışanları yakalıyor, şehirlerin anlatısını ve formunu belirleyen hareketi saptıyor. Mari günlük olana bakıyor, günlük olanı yaşıyor ve buradan şiiri yakalıyor, filmini çekiyor, filmin sesini yaratmayı bize bırakıyor.

Sanatçı Hayata Karşı<br/>Tuhaf Filmler

Günlük Yaşam

Sanatçı Hayata Karşı<br/>Tuhaf Filmler

Soruların Filmi

Sanatçı Hayata Karşı<br/>Tuhaf Filmler

Dürüst Bir Deneyim

Sanatçı Hayata Karşı<br/>Tuhaf Filmler

Metamorfozlar

Sanatçı Hayata Karşı<br/>Tuhaf Filmler

Affaire’in Suflörü

Sanatçı Hayata Karşı<br/>Tuhaf Filmler

Alan Vega, Yalnızca Bir Milyon Düş

Sanatçı Hayata Karşı<br/>Tuhaf Filmler

Lanet

Sanatçı Hayata Karşı<br/>Tuhaf Filmler

Cecile Paris
Seçme Videolar

Geleceği Hatırlamak

Geleceği Hatırlamak

Bir koleksiyona veya arşive bakarak gelecek nasıl kurgulanabilir? Seramiğin dayanıklı yapısı onu hayal edebildiğimiz zamanın sonuna dek kalıcı kıldığından geleceğin nasıl hatırlanabileceğini bir seramik koleksiyonu aracılığıyla düşünmek zihin açıcı olabilir. Sergi kapsamında üretilen eserler, geçmişe dair önemli ipuçları taşıyan bir koleksiyonu taze bir perspektifle ele alma ve geleceği hatırlamaya dair bir adım atma potansiyeli taşıyor. 

Aşk ve Müzikte Ölümüne Sadakat

Aşk ve Müzikte Ölümüne Sadakat

Bu Bir Aşk Şarkısı Değil sergisi proje yöneticileri Fatma Çolakoğlu ve Ulya Soley, Nick Hornby’nin edebiyat ve müziğin yollarını kesiştiren etkileyici hikâyesi Ölümüne Sadakat’i anlatıyor! 

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı saray ve konak haremlerinde kahve ikramı törenle yapılırdı. Önce gümüş tatlı takımı ile tatlı (reçel) sunulur, ardından kahve ikramı başlardı. Kahve güğümü, tombak, gümüş veya pirinçten yapılmış, ortasında kor ateş bulunan ve kenarlarına takılı üç zincirden tutularak taşınan sitile oturtulurdu. Sitil örtüsü ise, yuvarlak, atlas veya kadifeden, sırma, sim, pul, hatta inci ve elmas işlemeli olurdu.