Alberto Giacometti

11 Şubat - 26 Nisan 2015

Pera Müzesi, ünlü heykeltıraş ve ressam Alberto Giacometti’nin retrospektif bir yaklaşımla hazırlanmış Türkiye'deki ilk kapsamlı sergisini sundu.

Paris’teki Giacometti Vakfı’nın katkılarıyla hazırlanan sergi, gençlik dönemi çalışmalarından son yapıtlarına, tamamlanmamış bir eserine dek büyük ölçüde, sanatçının yaşamı boyunca çalıştığı Montparnasse’taki atölyesinde geçen verimli sanat yaşamını gözler önüne serdi.

Giacometti’nin çalışmalarının belirleyici iki dönemi olan, II. Dünya Savaşı öncesi ve sonrası çevresinde, Paris’teki dönemin önde gelen sanatçı ve entelektüelleriyle dostluklarına da uzanan kronolojik ve tematik bir güzergâh sundu.

Gençlik dönemi yapıtlarına ayrılan ilk bölümde, az bilinen bir dizi resim üstünden, babası, İsviçreli Art-İzlenimci ressam Giovanni Giacometti’nin etkisi ve genç sanatçının gelişimindeki rolü ortaya kondu. Alberto Giacometti’nin 1922-1935 arasında, Post-Kübist sanatçılar ve Gerçeküstücü akımla ilişkisi, Paris’te yaptığı önemli bir heykel grubu, Paris’teki ilk yıllarını ve dönemin sanat sahnesinde oynadığı belirleyici rolü açığa vurdu.

İkinci bölüm, büyük yapıtlarla birlikte çoğunluğu 1950-1960 yılları arasında gerçekleştirilmiş, sanatçının dünya algısını geliştirdiği ve gerçeği olduğu gibi değil de gördüğü gibi yansıttığı olgunluk dönemi yapıtlarını ele aldı. Bu, ayrıca insan figürü üstüne çok yoğun biçimde çalıştığı bir dönem. Giacometti, resimde olduğu gibi, heykelde de, doğadan ya da bellekten aralıksız çalışıyor, yakınlarının yüz çizgilerinde insanlığın evrensel ifadesini yakalamaya uğraşıyordu.

1960’lı yıllarda, Giacometti yaşadığı kente, Paris’e, sokaklarını, kafelerini, atölyesini ya da karısı Annette’in dairesi gibi daha özel yerleri de çizerek saygısını sunmuştur, bu çizimler onun en son kitabını oluşturacaktır: Paris sans fin (Sonsuz Paris). Sergide de söz konusu çizimlerden geniş bir litografi seçkisi de yer aldı.

Sergiye ayrıca arşiv belgeleri (mektuplar, hazırlık desenleri, yayınlar) ve dönemin önde gelen fotoğrafçılarının sanatçıyı yorumladığı bir fotoğraf seçkisi de eşlik etti.

iş birliğiyle



katkılarıyla


sergi salonu boya sponsoru

Alberto Giacometti

Alberto Giacometti

20. yüzyıl sanatının önde gelen isimlerinden heykeltıraş ve ressam Alberto Giacometti’nin (1901-1966) retrospektif bir yaklaşımla hazırlanmış Türkiye’deki ilk sergisi, gençlik dönemi çalışmalarından son yapıtlarına, tamamlanmamış bir eserine dek, büyük ölçüde, sanatçının yaşamı boyunca çalıştığı Paris, Montparnasse’taki atölyesinde geçen sanat yaşamından örnekler sunuyor.

Ali Artun: “Giacometti'nin Gerçeklik Çıkmazı”

Ali Artun: “Giacometti'nin Gerçeklik Çıkmazı”

Giacometti baştan beri gerçekliği görmeye, gerçekliği yakalamaya çalışıyor. Ama başaramıyor. Öyle ki ilk heykellerini bu uğurda yonta yonta, küçülte küçülte bitiriyor. Sonunda "gerçeküstü" nesnelerle uğraşmaya girişiyor.

Modern Heykelde Kütle-Boşluk İlişkisi ve Alberto Giacometti<br/>Uşun Tükel

Modern Heykelde Kütle-Boşluk İlişkisi ve Alberto Giacometti
Uşun Tükel

Modern heykelin en önemli sorunsallarından biri olan kütlenin biçimlenişinde boşluğun rolü, Aleksandr Rodçenko'dan Henry Moore ve Barbara Hepworth'e değin sanatçıların hesaplaştıkları bir olgudur. Bu bağlamda Giacometti deneyi, bu ilişkinin bir tür tersten okunmasıdır.

Video

Giacometti Paris’te

Giacometti Paris’te

Serginin ikinci bölümü Alberto Giacometti’nin 1922-1935 arasında, Post-Kübist sanatçılar ve Gerçeküstücü akımla ilişkisi, Paris’te yaptığı önemli bir heykel grubu, Paris’teki ilk yıllarını ve dönemin sanat sahnesinde oynadığı belirleyici rolü açığa vuruyor.

Giacometti’nin Son Yapıtları

Giacometti’nin Son Yapıtları

Ölümünden önceki yıl, 1965 yılında, Alberto Giacometti New York, Museum of Modern Art’ta, Londra, Tate Gallery’de ve Danimarka, Louisiana Museum of Art’ta büyük başarı kazanan üç kapsamlı retrospektif sergi için çağrılır. 

Sonsuz Paris (1959-1965)

Sonsuz Paris (1959-1965)

1960’lı yıllarda, Alberto Giacometti yaşadığı kente, Paris’e, sokaklarını, kafelerini, atölyesini ya da karısı Annette’in dairesi gibi daha özel yerleri çizerek saygısını sunmuştur, bu çizimler onun en son kitabını oluşturacaktır: Paris sans fin (Sonsuz Paris).