Victoria ve Albert Müzesi’nden Dünya Seramiğinin Başyapıtları

15 Mayıs - 19 Temmuz 2009

İngiltere’nin en köklü ve önemli sanat kurumlarından Victoria ve Albert Müzesi’nin dünya çapındaki seramik koleksiyonundan bir seçki ilk kez İstanbul’da, Pera Müzesi’nde sergilendi.

150 yıllık geçmişi ve zengin koleksiyonlarıyla dünyanın önde gelen sanat ve tasarım müzelerinden biri olan Victoria ve Albert Müzesi’nin kapsam, çeşitlilik ve küresel dağılım açısından benzersiz olan Seramik Koleksiyonu’ndan derlenen sergi, antik çağlardan günümüze seramik sanatının en çarpıcı örneklerini sundu. Dünyanın bu en eski ve önemli sanatlarından birinin geleneklerine ve gelişimine de ışık tutarken medeniyetler arası ticari ve kültürel etkileşimleri inceledi. Çin heykellerinden, İtalyan Rönesans çömleklerine, İznik çinisinden, Sevr porselenlerine ve modern seramiklere dünyanın her köşesinden 115 özgün yapıt, Kore, Almanya ve Suriye’deki sergilerden sonra Pera Müzesi’nde sanatseverlerle buluştu.

Victoria ve Albert Müzesi’nden Dünya Seramiğinin Başyapıtları

Victoria ve Albert Müzesi’nden Dünya Seramiğinin Başyapıtları

150 yıllık geçmişi ve zengin koleksiyonlarıyla İngiltere’nin en köklü ve önemli sanat kurumlarından Victoria ve Albert Müzesi’nin dünya çapındaki Seramik Koleksiyonu’ndan bir seçki ilk kez...

Gece Yarısı Hikâyeleri: COGITO <br> Tevfik Uyar

Gece Yarısı Hikâyeleri: COGITO
Tevfik Uyar

Duruşma salonunun büyük bir mekan olacağını hayal etmişti. Hiç de öyle değildi. Kendi evinin salonu kadar bir yerin bir tarafını biraz yükseltip, üzerine yüksek bir kürsü yerleştirmişlerdi. 

Marcel Duchamp’ın Bisiklet Tekerleği

Marcel Duchamp’ın Bisiklet Tekerleği

1998 yılında Ben Jakober ve Yannick Vu, Marcel Duchamp’ın Roue de Bicyclette adlı eserinin bir yeniden-yapımını gerçekleştirdiler. Duchamp’ın ilk “ready-made” eseri olarak kabul edilen Roue de Bicyclette, bisiklet tekerleği ve mutfak taburesinin, amacı olmayan bir makineye dönüştürülmesi. 

Esir Sultan

Esir Sultan

Yunanlıların Türk boyunduruğunu kırmak için yürüttükleri savaş Avrupa tarafından yakından takip ediliyordu. Romantizmin hakim olduğu bu çağda, Yunanistan’ın çevresinde 1821 ile 1832 arasında gelişen olaylar ulusal bağımsızlık mücadelesinin bir sembolü haline gelmişti.