Seslerin Senfonisi: The Velvet Underground ve Nico

  • 20 Haziran 2014 / 20.30
  • 21 Haziran 2014 / 19.00

Seslerin Senfonisi: The Velvet Underground ve Nico, 1966, 66’
16 mm film, siyah beyaz, sesli 
16 mm’den DVD’ye transfer
The Andy Warhol Museum, Pitssburgh Koleksiyonu 
Katkı The Andy Warhol Foundation for the Visual Arts, Inc.
©2014 The Andy Warhol Museum, Pittsburgh, PA, bir Carnegie Institute Müzesi 
Tüm hakları saklıdır. 

Warhol’un artık klasikleşmiş, 1966 tarihli müzik belgeseli için eleştirmenler “sonsuza dek şık” derken, biyografi yazarı Victor Boris’e göre “The Velvet Unerground’un en iyi görsel kaydı”ydı. “Factory”de bir prova sırasında kaydedilen ve Ocak 1966’da çekilen film, grubu büyük olasılıkla “Film-Makers’ Cinematheque” bodrum salonundaki açılış konserleri için prova yaparken gösteriyor. Warhol’un gruba tanıştırdığı Alman şarkıcı ve oyuncu Nico bir tabureye oturmuş tef çalıyor, oğlu Ari ise yerde ayaklarının dibinde oyun oynuyor. İki bobinde çılgın kamera numaraları ve psikedelik zumlamalar görülüyor, bu da filmin The Velvet Underground sahnedeyken, çift ekran olarak arkalarında gösterilmek üzere çekilmiş olduğunu düşündürüyor.

Yeraltından Filmler<br/>Andy Warhol + Lou Reed

Chelsea Kızları

Yeraltından Filmler<br/>Andy Warhol + Lou Reed

Vinil

Yeraltından Filmler<br/>Andy Warhol + Lou Reed

Seslerin Senfonisi: The Velvet Underground ve Nico

Seslerin Senfonisi: The Velvet Underground ve Nico

Sonsuz Paris (1959-1965)

Sonsuz Paris (1959-1965)

1960’lı yıllarda, Alberto Giacometti yaşadığı kente, Paris’e, sokaklarını, kafelerini, atölyesini ya da karısı Annette’in dairesi gibi daha özel yerleri çizerek saygısını sunmuştur, bu çizimler onun en son kitabını oluşturacaktır: Paris sans fin (Sonsuz Paris). 

Leonardo’nun Atı

Leonardo’nun Atı

Leonardo da Vinci, 1493’te, tam 500 yıl önce, Milano Dükü Ludovico il Moro’nun 12 yıl önce babasının anısına sipariş ettiği atlı anıtın (doğal büyüklüğün 4 katı boyda) dökümü için hazırlıkları bitirmek üzereydi.

Kuyunun Yanında

Kuyunun Yanında

Tadeusz Ajdukiewicz Doğu’yu, 1877’de, Władysław Branicki’yle birlikte çıktığı Suriye, Mısır, Türkiye ve Kırım turunda keşfetti. Bu deneyim onda derin bir etki yarattı, yaşamının sonuna kadar da Doğulu temaları kullanmayı sürdürdü.