}

Solaris

  • 14 Kasım 2015 / 19:00
  • 28 Kasım 2015 / 15:00

Yönetmen: Andrei Tarkovsky
Oyuncular
: Natalya Bondarchuk, Donatas Banionis, Jüri Järvet
Sovyetler Birliği
, 1972, 169’, renkli, siyah-beyaz
Rusça; Türkçe altyazıyla

Şüphesiz bugüne kadar yapılmış en derin ve etkili "janr" filmlerinden biri olan bu Tarkovsky başyapıtı her adımda bilimkurgunun sınırlarını zorluyor. Yönetmen fütüristik manzaralar yaratmakla çok ilgilenmiyor (filmin tek şehir sahnesi günümüz Tokyo’sunda çekilmiş) ve karakterlerin çorak "ruh manzaralarına" odaklanıyor. Filmin Hollywood’da son dönemde yapılmış ve hakkını veren yeniden çekiminde eksik olan hazlar ise filmin finalinde aynalı odanın yarattığı duygusal ikilemler ve Eduard Artemiev'in hayranlık uyandıran (ve basit synthesizerlarla çalınan) bestesi. – Robert Skotak

Çarlardan Yıldızlara <br/>Fantastik Rus Sineması

Aelita, Mars Kraliçesi

Çarlardan Yıldızlara <br/>Fantastik Rus Sineması

Fırtına Gezegeni

Çarlardan Yıldızlara <br/>Fantastik Rus Sineması

Amfibi İnsan

Çarlardan Yıldızlara <br/>Fantastik Rus Sineması

Solaris

Çarlardan Yıldızlara <br/>Fantastik Rus Sineması

İz Sürücü

Çarlardan Yıldızlara <br/>Fantastik Rus Sineması

Zor Yollarla, Yıldızlara

Çarlardan Yıldızlara <br/>Fantastik Rus Sineması

Sıfır Kenti

Çarlardan Yıldızlara <br/>Fantastik Rus Sineması

Aya İlk Ayak Basan

Solaris

Zamansız Fotoğraflar, Tanıdık Yüzler

Zamansız Fotoğraflar, Tanıdık Yüzler

Bir Yıldız Moran retrospektifi niteliğindeki Zamansız Fotoğraflar sergisinin belki de en merak uyandıran bölümü yirmi fotoğraftan oluşan portre seçkisi. Bu yirmi yüzün her biri başka yöne bakıyor, her birinin hikayesi bambaşka…

Gece Yarısı Hikâyeleri: Ruh <br> Aşkın Güngör

Gece Yarısı Hikâyeleri: Ruh
Aşkın Güngör

En çok çocukları öldürmekten haz duyuyorum. Etleri kesilip göğüs kafesleri kırılırken hep aynı şekilde bağırıyorlar: “ANNE!BABA! ANNEEEE! BABAAAA!”

Sergey Parajanov Anlatıyor

Sergey Parajanov Anlatıyor

“Olabilecek en kötü hapishane koşullarıyla karşılaştığımda, bir seçim yapmak zorunda olduğumu anladım: ya dibe vuracaktım ya da bir sanatçı olacaktım.”