Bizim Hikâyemiz

  • 24 Haziran 2017 / 12.00
  • 27 Haziran 2017 / 15.00
  • 30 Haziran 2017 / 17.00

2011 | 42’ | Yang Yang

Bizim Hikâyemiz, Pekin Kuir Film Festivali’nin (BJQFF) 10 yıldır sürdürdüğü “gerilla savaşının” hikâyesini anlatıyor. 2001 yılında Pekin Üniversitesi’nde doğan festival, bugüne dek altı - bu belgeselin gösterildiği festivalle birlikte yedi - kez gerçekleştirildi. Türünün ilk örneği olarak kabul gören BJQFF, Çin’deki tek sürekli, toplum-temelli, devletten bağımsız, cinsiyet ve cinsellik odaklı film festivali. Çin’de LGBTQ meselelerinin politik olarak hassas doğası ve Çin’deki katı medya sansürü nedeniyle BJQFF, gelişimi boyunca çok büyük zorluklarla karşılaştı. On üç yıl boyunca gösterim mekanları ülkenin batısından doğusuna, şehirlerden kırsal bölgelere kaymak zorunda kaldı. 2011’de festival, devlet müdahalesi ve sansürüne karşı gerçek anlamda bir gerilla stratejisi benimseyerek  şehre döndü. BJQFF organizasyon ekibinin her yıl kaydettiği ve topladığı görüntülerden ve röportajlardan oluşan belgesel, festivalin hikâyesini birinci ağızdan dinlemenizi sağlayacak.

Aşk Doğudan Yükselir<br>Kuir Çin Sineması

Gökkuşağı Baba

Aşk Doğudan Yükselir<br>Kuir Çin Sineması

Bizim Hikâyemiz

Aşk Doğudan Yükselir<br>Kuir Çin Sineması

Gece

Aşk Doğudan Yükselir<br>Kuir Çin Sineması

Lezbiyen Pornosu Çekmek İstiyorum

“Sönüp gitmektense yanıp kül olmak daha iyidir”

“Sönüp gitmektense yanıp kül olmak daha iyidir”

1962’de fluxus hareketinin önde gelen üyelerinden Philip Corner, Piano Activities (Piyano Etkinlikleri) başlıklı bir performans sırasında yaptıklarıyla ciddi müzik çevrelerinde büyük olay yaratmıştı.

Konstantinopolis’te Mucizevi Şifalar

Konstantinopolis’te Mucizevi Şifalar

Göz kamaştırıcı güzellikleriyle Konstantinopolis’in ihtişamını yaratan kutsal mekânlar, aynı zamanda değerli röliklerin saklandığı yerlerdi ve bu nedenle şifa kaynaklarıydı. 

Sergey Parajanov Anlatıyor

Sergey Parajanov Anlatıyor

“Olabilecek en kötü hapishane koşullarıyla karşılaştığımda, bir seçim yapmak zorunda olduğumu anladım: ya dibe vuracaktım ya da bir sanatçı olacaktım.”