Meleklerin Rahibesi Joan

  • 16 Şubat 2014 / 18.00
  • 23 Şubat 2014 / 16.00

YönetmenJerzy Kawalerowicz
Oyuncular: Lucyna Winnicka, Mieczyslaw Voit, Anna Ciepielewska
Polonya, 112’, 1961, siyah-beyaz
Latince ve Lehçe, Türkçe altyazıyla

1634’te Fransa’da, Loudun’da “içlerine şeytan giren” bir grup rahibenin meşhur ve belgelenmiş hikayesinden yola çıkan (daha sonra Ken Russell, kendi filmi Şeytanlar için de bu hikayeyi kullanacaktı) yönetmen Jerzy Kawalerowicz, son derece kışkırtıcı ve görsel olarak da şaşırtıcı bir film yarattı. Manastırın şeytan çarpmış baş rahibesi Joan rolünde Lucyna Winnicka’nın ve sorunlu rahip Jozef Suryn rolünde Mieczslaw Voit’in olağanüstü performanslar sergilediği bu Kawalrowicz başyapıtı; inanç, baskı, fanatiklik ve cinsellik hakkında derinden rahatsız edici bir arayış niteliğinde.

Polonya’dan Ustalar<br/>Polonya Film Okulu

Kanal

Polonya’dan Ustalar<br/>Polonya Film Okulu

Küller ve Elmaslar

Polonya’dan Ustalar<br/>Polonya Film Okulu

Gece Treni

Polonya’dan Ustalar<br/>Polonya Film Okulu

Meleklerin Rahibesi Joan

Polonya’dan Ustalar<br/>Polonya Film Okulu

Masum Büyücüler

Polonya’dan Ustalar<br/>Polonya Film Okulu

Sudaki Bıçak

Polonya’dan Ustalar<br/>Polonya Film Okulu

Zaragoza’da Bulunmuş El Yazması

Meleklerin Rahibesi Joan

Heykele Geçiş

Heykele Geçiş

Manolo Valdés’in resimleri, maddesel bir mevcudiyet arayışındayken, bu arayış onun heykellerinde daha da belirgindir. Her geçen yıl, bu alanda daha üretken hale gelir. Günümüzde heykel, sanatçının zamanının ve çabalarının büyük bir bölümünü kapsıyor.

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı saray ve konak haremlerinde kahve ikramı törenle yapılırdı. Önce gümüş tatlı takımı ile tatlı (reçel) sunulur, ardından kahve ikramı başlardı. Kahve güğümü, tombak, gümüş veya pirinçten yapılmış, ortasında kor ateş bulunan ve kenarlarına takılı üç zincirden tutularak taşınan sitile oturtulurdu. Sitil örtüsü ise, yuvarlak, atlas veya kadifeden, sırma, sim, pul, hatta inci ve elmas işlemeli olurdu.

Turquerie

Turquerie

14. yüzyılda Balkanlar’a giren, 15. yüzyılda Konstantinopolis’i fetheden, 16. yüzyılda Viyana kapılarına dayanan Osmanlı İmparatorluğu, uzun süre Avrupa’nın korkulu rüyası olmuştur. Ancak 17. yüzyıl sonlarına gelindiğinde imparatorluğun genişlemesi durmuştu.