Sis

  • 6 Mart 2020 / 19.00

Yönetmen: John Carpenter
Oyuncular: Adrienne Barbeau, Jamie Lee Curtis, Janet Leigh
ABD, 1980, 94', DCP, renkli
İngilizce; Türkçe altyazılı 

Siste Bir Şey Var! gösterimlerine, seriye adını veren ve aynı zamanda seçkide sis kavramıyla ‘sözlük anlamında’ ilişki kuran tek film olan bu Amerikan klasiğiyle başlıyoruz. Bir kasabanın sakinlerinin sisin içinde beliren hayaletlerin saldırısına uğradığı ve nihayetinde yüz yıl öncesindeki bir katliamla yüzleştiği bu John Carpenter gerilimi, sisin sunduğu imkânları estetik ve psikolojik düzlemde zengin biçimde işlerken, hem sanat sineması ile ticari sinema arasında durduğu yer, hem de politik mesajlarının farklı yerlere çekilebilirliği ile, ‘belirsizlik’i verimli bir üretim alanına çeviriyor. Gösterim sonrasında gerçekleşecek sohbette sis kavramı hem film özelinde hem de tarihten bugüne geniş anlam çerçevesiyle ele alınacak.

Siste Bir Şey Var!

Sis

Deniz Sefası

Deniz Sefası

Deniz hamamından plaja geçiş ise bir devrim niteliğindeydi. Rus ihtilalinde ülkelerinden kaçan Beyaz Ruslar, İstanbul’da pek çok dönüşüme neden olmuşlardı, bunlardan en önemlisi de halkın denizle buluşmasına vesile olan plaj alışkanlıklarıydı. 1920’lerden itibaren deniz hamamları evrilerek yerlerini yavaş yavaş kadın ve erkeğin beraber denize girebildiği plajlara bıraktı. Bu blog yazımızda İstanbul’un plajlarını ve onların özelliklerini ele alıyoruz.

Kapriçyolar

Kapriçyolar

1729 tarihli Akademi Sözlüğü’nde kapris şöyle tanımlanıyordu: “düşünceden (niyetten) yola çıkarak oluşturulmuş, genellikle olağan ve yaygın kurallara uymayan yargı. Caput ve Hecho sözcüklerinin bileşimi olduğu sanılmaktadır, kendi kafasından yapılmış (kendisi tarafından yaratılmış) anlamı taşır; ancak olasılıkla İtalyanca Capricio sözcüğünden alınmıştır. 

Kadınlar tenisinin çehresini değiştiren kız kardeşler

Kadınlar tenisinin çehresini değiştiren kız kardeşler

Pera Film Altın Madalya: Sporda Kadın programı kapsamında 5Harfliler ile bir yazı dizisi sunuyor. Kendilerini; “kadın gündeminin peşinde, bağımsız bir internet sitesi” diye tanımlayan 5Harfliler bizim için hazırladıkları ikinci yazılarında Venus ve Serena belgeselini ele alıyor. Serinin bu ikinci yazısı Bawer Çakır’ın kaleminden!