Son Cristeros

  • 4 Ekim 2013 / 19.00
  • 5 Ekim 2013 / 18.00

Yönetmen: Matias Meyer
Oyuncular: Alejandro Limón, Antonio García, Jesús Moisés Rodríguez, Salvador Ferreiro, Abel Lozano
Meksika, Hollanda; renkli, 90’, 2011
İspanyolca, Türkçe altyazıyla


Matias Meyer'in filmi 1925 yılında Meksika'da, hükümetin dini özgürlükleri çok sert bir biçimde kısıtladığı dönemde geçiyor. Birkaç isyancının hikayesini beyaz perdeye taşıyan film, Cristeros isimli grubun, Katolik inançlarını özgürce ve alenen uygulama savaşını anlatıyor. Film, bu gruba bağlı birkaç isyancıyı şüpheleri ve mücadeleleri üzerinden takip ediyor. Film az da olsa tarihi gerçeklere dayanıyor.

Güç Bende Artık!<br/>  Tuhaf Filmler

İçinden Yürü

Güç Bende Artık!<br/>  Tuhaf Filmler

Anıtlar

Güç Bende Artık!<br/>  Tuhaf Filmler

Bir Araya Gelerek Beyazı Oluşturan Renkler Önemlidir

Güç Bende Artık!<br/>  Tuhaf Filmler

Toplumsal Görüşler

Güç Bende Artık!<br/>  Tuhaf Filmler

Fakir Çorapçı, Sanayi Devrimine Karşı Çıkan Çiftçi ve Joanna Southcott'un Kandırılmış Takipçileri

Güç Bende Artık!<br/>  Tuhaf Filmler

Son Cristeros

Güç Bende Artık!<br/>  Tuhaf Filmler

Özgür Dünyada İki Rus

Güç Bende Artık!<br/>  Tuhaf Filmler

Elfranko Wessels'in Hikayesi

Güç Bende Artık!<br/>  Tuhaf Filmler

Pembe Bulutların Üzerinde

Güç Bende Artık!<br/>  Tuhaf Filmler

Bir Avuç Toprak

Güç Bende Artık!<br/>  Tuhaf Filmler

Gece Vakti Oyun Tekrarı

Son Cristeros

Andy Warhol’un Deneme Çekimleri

Andy Warhol’un Deneme Çekimleri

1963 ile 1966 yılları arasında Andy Warhol, New York sanat çevresinden çeşitli kişilerin film portreleri üzerinde çalıştı. 

Çıplak Kadından Çıplak Tene

Çıplak Kadından Çıplak Tene

Üryan, Çıplak, Nü: Türk Resminde Bir Modernleşme Öyküsü sergisi kapsamında, Cumhuriyet Gazetesi yazarı, Marmara ve Yeditepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Nazlı Pektaş’ın, serginin küratörü Ahu Antmen ile yaptığı ve kısa hali Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan röportajın tamamını paylaşıyoruz.

Sergey Parajanov Anlatıyor

Sergey Parajanov Anlatıyor

“Olabilecek en kötü hapishane koşullarıyla karşılaştığımda, bir seçim yapmak zorunda olduğumu anladım: ya dibe vuracaktım ya da bir sanatçı olacaktım.”