Yemek ve Cesaret: Bras’lar Arasında

Yönetmen: Paul Lacoste
Oyuncular: Michel Bras, Sébastian Bras
Fransa, 86’, 2012, renkli
Fransızca, Türkçe altyazıyla

2009 yılında, Fransa’nın Aubrac bölgesindeki üç yıldızlı Michelin restoranının sahibi dünyaca ünlü Fransız şef Michel Bras, işini oğlu Sébastian’a devretmeye karar vermiştir. Yıllar içinde bir aile ismi oluşturan Bras, kuşaklar arası bu güç geçişi gerçekleştirmeye çalışırken bilmediği bir bölgeye ayak basar. Hayatının işini bir başkasına devretmek mümkün müdür? Ünlü bir babanın oğlunun, onun gölgesinden sıyrılıp ortaya çıkması mümkün müdür? Bras’lar Arasında, dünyanın en önemli şeflerinden birinin hayatı ve sanatının iç yüzünü anlatan, iş, etik, aile bağları ve mükemmel bir aşçılık sanatını anlatan sürükleyici bir belgesel.

Tadı Damağında<br/>Yemek ve Sinema

Yemek ve Hayat: Çocuklarımız Bizi Suçlayacak

Tadı Damağında<br/>Yemek ve Sinema

Yemek ve Hayat: Bostanda Savaş ve Barış

Tadı Damağında<br/>Yemek ve Sinema

Yemek ve Hayat: Monsanto’nın Dünyası

Tadı Damağında<br/>Yemek ve Sinema

Yemek ve Cesaret: İsimsiz Duygusallar

Tadı Damağında<br/>Yemek ve Sinema

Yemek ve Cesaret: Bras’lar Arasında

Tadı Damağında<br/>Yemek ve Sinema

Yemek ve Cesaret: Pierre Gagnaire

Tadı Damağında<br/>Yemek ve Sinema

Yemek ve Cesaret: Sarayın Tadları

Tadı Damağında<br/>Yemek ve Sinema

Yemek ve Cesaret: Bir Tat Meselesi

Kâhin Serenatları I İki Elli, Kübra Uzun

Kâhin Serenatları I İki Elli, Kübra Uzun

Yarına Notlar sergisinde yer alan, dansçı ve koreograf Amrita Hepi’nin Kâhin Serenatları projesi kapsamında, müzik profesyonelleri ile dinleyenleri harekete geçmeye teşvik eden çalma listeleri hazırladık. Serinin ilk çalma listesi Kübra Uzun’un hazırladığı "İki Elli".

Aşk ve Müzikte Ölümüne Sadakat

Aşk ve Müzikte Ölümüne Sadakat

Bu Bir Aşk Şarkısı Değil sergisi proje yöneticileri Fatma Çolakoğlu ve Ulya Soley, Nick Hornby’nin edebiyat ve müziğin yollarını kesiştiren etkileyici hikâyesi Ölümüne Sadakat’i anlatıyor! 

Yüz Yüze

Yüz Yüze

Bir koleksiyonun en az dört kuşak boyunca aktarılması gerektiğine inanan ve bunu bir bayrak yarışına benzeten Nahit Kabakcı’nın 1980’lerden itibaren oluşturmaya başladığı Huma Kabakcı Koleksiyonu Türkiye’de, bilinçli ve sürekliliği olan az sayıdaki koleksiyondan biri.