Vatan ve Sürgün
Amos Gitai’nin Sineması

20 Kasım - 1 Aralık 2013

Pera Film; Institut français ve İsrail Başkonsolosluğu işbirliğiyle Vatan ve Sürgün: Amos Gitai Sineması adlı bir programını sunuyor. Gitai’nin yedi filminin yer aldığı program kapsamında 30 Kasım Cumartesi günü saat 16:00’da ünlü yönetmenle ile bir söyleşi gerçekleştirilecek.

1950’de doğan ve 2000 yılında Cannes’da gösterilen filmi Kippur’la ünlenen İsrailli yönetmen Amos Gitai, filmlerini büyük oranda kişisel deneyimlerine dayandırıyor; Yom Kippur savaşı ve İsrail’in diğer tarihsel olayları gibi...Gitai süper-8mm kamerasıyla kısa deneysel filmler yapmaya, mimarlık eğitimi alırken başladı. 1973’te Yom Kippur savaşı sırasında askerlik yaparken kamerasını da yanında götürdü, cephede film çekme deneyiminden, çağdaş İsrail, anti-Semitizm ve sınırların değişken doğası üzerine film ve videolar yapma tutkusu doğdu. Kariyerinin ilk döneminde Gitai İsrail televizyonu için tartışmalı belgeseller yaptı, bunların arasında Kudüs’te tek bir evin yıllar içinde siyasal nedenler dolayısıyla geçirdiği değişimleri ele alan House (Ev, 1980) ve İsrail’in Batı Şeria’yı işgal etmesini konu alan Field Diary (Savaş Günlüğü, 1982) sayılabilir. Gitai belgesel film yapımcılığının sınırlarını, kaydettiği değişken gerçeklikler kadar değişebilir olan bir dizi belgeselle genişletti.

Bugün Gitai’nin sanatı –yalnızca filmleri değil- derin bir olgunluk düzeyine ulaşmış durumda; yönetmen olarak sahip olduğu zengin kariyer boyunca ilgilendiği temaların peşinden, fotoğraf gibi başka disiplinlerde gitmeyi sürdürüyor. Çektiği görüntüler, kişisel ve kolektif bellek arasında gidip geliyor. O anda çekilen ve anın tüm duygularını içeren bu görüntüler, bir tür doğaçlama özyaşamöyküsü ve geriye bakıldığında, paylaşılmış bir gerçekliğin tanıklığını yapıyorlar. Yapıtının tutarlılığı ve evrimi, kullandığı medyanın çeşitliliğinde de açıkça görülebiliyor ve bu çeşitlilik, birleştirici unsuru esasen biyografik olan karmaşık bir mozaik oluşturuyor. Yapıtlarıyla ilgili büyük retrospektifler Paris, Centre Pompidou’da, New York, Museum of Modern Art (MoMA) ve Lincoln Center’da ve Londra, British Film Institute’ta gösterildi.

işbirliğiyle
logologo

20 Kasım

19:00 Alila

21 Kasım

19:00 Yurttan Haberler – Evden Haberler

22 Kasım

19:00 Bir Gün Anlayacaksın

23 Kasım

14:00 Roses à Crédit

16:00 Bir Gün Anlayacaksın

18:00 Esther

27 Kasım

19:00 Alila

28 Kasım

19:00 Esther

29 Kasım

19:00 Yurttan Haberler – Evden Haberler

30 Kasım

14:00 Kippur

19:00 Çatışma Sonu

1 Aralık

14:00 Çatışma Sonu

16:00 Kippur

18:00 Roses à Crédit

Esther

Esther

Kippur

Kippur

Alila

Alila

 Yurttan Haberler – Evden Haberler

Yurttan Haberler – Evden Haberler

Çatışma Sonu

Çatışma Sonu

 Bir Gün Anlayacaksın

Bir Gün Anlayacaksın

Roses à Crédit

Roses à Crédit

Vatan ve Sürgün
Amos Gitai’nin Sineması

Amos Gitai’nin sanatı –yalnızca filmleri değil- derin bir olgunluk düzeyine ulaşmış durumda; yönetmen olarak sahip olduğu zengin kariyer boyunca ilgilendiği temaların peşinden, fotoğraf gibi başka disiplinlerde gitmeyi sürdürüyor. Çektiği görüntüler, kişisel ve kolektif bellek arasında gidip geliyor.

Amos Gitai ile Söyleşi

Amos Gitai ile Söyleşi

Gece Yarısı Hikâyeleri: Ruh <br> Aşkın Güngör

Gece Yarısı Hikâyeleri: Ruh
Aşkın Güngör

En çok çocukları öldürmekten haz duyuyorum. Etleri kesilip göğüs kafesleri kırılırken hep aynı şekilde bağırıyorlar: “ANNE!BABA! ANNEEEE! BABAAAA!”

Tigran Mansurian ile bir söyleşi - Nairi Galstanian

Tigran Mansurian ile bir söyleşi - Nairi Galstanian

 Dünya çapında yankı bulan film üzerine Andrey Tarkovski, Parajanov’u “bir dahi” olarak nitelendirirken Michelangelo Antonioni ise “çarpıcı, mükemmel bir güzellik” olarak tanımladığı filme ilişkin, “Bana kalırsa Parajanov, dünyanın en iyi yönetmenlerinden biri” değerlendirmesinde bulundu. Filmin müziklerini besteleyen ve bu vesileyle yeni, müzikal bir dil icat eden Ermeni besteci Tigran Mansurian ise, Sayat-Nova’yı “evrensel bir öneme sahip, olağanüstü bir olay” olarak tanımladı.

Öğrendiğim 10 Şey: Narın Rengi

Öğrendiğim 10 Şey: Narın Rengi

Narın Rengi’nin yönetmeni Sergey Parajanov, Gürcistan’ın Tiflis şehrinde doğmuş olsa da, aslen Ermeni’ydi. Sayat-Nova ile kendini ruhen yakın hisseden Parajanov, çok sayıda kültüre ev sahipliği yapan Transkafkasya ile arasındaki bağ sebebiyle, ozanın yaşamını beyaz perdeye aktaracak ideal sanatçı olduğuna inanıyordu