}

Diğerlerinden Farklı

Yönetmen: Richard Oswald
Oyuncular: Conrad Veidt, Leo Connard, Ilse von Tasso-Lind
1919, 50’, Siyah - beyaz, DVD
Restorasyon: Munich Film Museum
Müzik: Joachim Bärenz’in piyano kaydı

Filmin 1919 yılına ait tanıtım broşüründe film şöyle açıklanıyor: “Bu film insanların merakını istismar etmeye ya da sansasyon yaratmaya çabalamıyor. Aksine, dramatik bir biçimde, kendine has ve güçlü yoğunluğu sahip psikolojik bir portre sunuyor. Film, ahlaksızlıktan değil, doğuştan yönlerini belirleyen durumlarından dolayı kanunu çiğneyen talihsiz bireyleri savunuyor. Bu bireyler bizim aşağılamamızı değil, merhametimizi hak ediyorlar.”

Stefan Drössler’in sunumuyla gerçekleşecektir.

İstanbul Sessiz Sinema Günleri hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

2. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri

Pera Müzesi'nin 10. Yılı için 100 Yıllık Filmler: Renkli Sessizler

2. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri

Gerçek(üstü) Renkler

2. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri

Sinemanın Erken Döneminde Renk Fantezisi

2. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri

Bilge Nathan

2. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri

Diğerlerinden Farklı

2. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri

Osmanlı Görüntüleri Seçkisi

2. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri

Charlie Chaplin Kısaları

2. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri

Bir Hafta

Sanatçı ile Söyleşi: Nicola Lorini

Sanatçı ile Söyleşi: Nicola Lorini

Tüm Zamanlara, Tüm Üzgün Taşlara, Pera Müzesi’nin Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri Koleksiyonu’nda öznel ve duygusal durumları bir araya getirerek tek yönlü tarih ve zaman algısını sorgularken ziyaretçileri çizgisel olmayan bir yolculuğa çıkarıyor.

“Sönüp gitmektense yanıp kül olmak daha iyidir”

“Sönüp gitmektense yanıp kül olmak daha iyidir”

1962’de fluxus hareketinin önde gelen üyelerinden Philip Corner, Piano Activities (Piyano Etkinlikleri) başlıklı bir performans sırasında yaptıklarıyla ciddi müzik çevrelerinde büyük olay yaratmıştı.

Yüz Yüze

Yüz Yüze

Bir koleksiyonun en az dört kuşak boyunca aktarılması gerektiğine inanan ve bunu bir bayrak yarışına benzeten Nahit Kabakcı’nın 1980’lerden itibaren oluşturmaya başladığı Huma Kabakcı Koleksiyonu Türkiye’de, bilinçli ve sürekliliği olan az sayıdaki koleksiyondan biri.