}

Charlie Chaplin Kısaları

Yönetmen: Mabel Normand / Mack Sennett
Oyuncular: Charlie Chaplin, Mabel Normand
1914, Siyah beyaz, DVD
Restorasyon: Cineteca di Bologna
Müzik: Uninvited Jazz Band

Festival bu yıl sessiz sinemanın çığır açan iki ismi Charlie Chaplin ve Buster Keaton’ı anıyor. Bu Bölümde, Chaplin’in sinemaya adım attığı Keystone Stüdyosu yıllarından kısalar ve Buster Keaton’ın “Bir Hafta”sının yeni restorasyonu bulunuyor.

Filmler:
Mabel'in Tuhaf Açmazı
Mabel'in Yoğun Günü
Kabare'de Basıldı
Ölümcül Tokmak

Jay Weissberg’in sunumuyla gerçekleşecektir.

İstanbul Sessiz Sinema Günleri hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

2. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri

Pera Müzesi'nin 10. Yılı için 100 Yıllık Filmler: Renkli Sessizler

2. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri

Gerçek(üstü) Renkler

2. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri

Sinemanın Erken Döneminde Renk Fantezisi

2. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri

Bilge Nathan

2. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri

Diğerlerinden Farklı

2. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri

Osmanlı Görüntüleri Seçkisi

2. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri

Charlie Chaplin Kısaları

2. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri

Bir Hafta

Sonsuz Paris (1959-1965)

Sonsuz Paris (1959-1965)

1960’lı yıllarda, Alberto Giacometti yaşadığı kente, Paris’e, sokaklarını, kafelerini, atölyesini ya da karısı Annette’in dairesi gibi daha özel yerleri çizerek saygısını sunmuştur, bu çizimler onun en son kitabını oluşturacaktır: Paris sans fin (Sonsuz Paris). 

Diego’su, Meksika’sı, Nickolas’ı, Hasta Yatağından Yaptığı Eserleriyle: Frida Kahlo

Diego’su, Meksika’sı, Nickolas’ı, Hasta Yatağından Yaptığı Eserleriyle: Frida Kahlo

Frida Kahlo, 6 Temmuz 1907’de Meksika’nın Coyoacán şehrinde dünyaya geldi. Bundan tam 47 yıl sonra aynı şehirde, çok sevdiği Meksika’sında ölmeden önce başından pek çok şey geçti.

"Mimarlık ile Dans"

"Mimarlık ile Dans"

Sanırım Frank Zappa (bazıları bunu Laurie Anderson’ın söylediğini iddia ediyor) bir söyleşisinde “müzik üzerine yazmak mimarlık ile dans etmeye benzer” demiş.