Dokuz Kraliçe

  • 23 Eylül 2017 / 14.00
  • 29 Eylül 2017 / 21.00

Yönetmen: Fabián Bielinsky
Oyuncular: Gastón Pauls, Ricardo Darín, Leticia Brédice, Tomás Fonzi
Arjantin, 2000, 114’, renkli ,
İspanyolca; Türkçe altyazılı

İş üstünde yakalanan bir dolandırıcı, zekice bir taktikle bir başkası tarafından polisin elinden kurtarıldığında, daha büyük işlerin peşine düşecek bir ortaklık doğuyor: Marcos ve Juan, nadir bulunan ve oldukça değerli “Dokuz Kraliçe” pul serisinin sahtesini satmayı kafaya koyuyor. Nefes kesen, kimin kimi dolandırdığının anlaşılması güç bu suç hikâyesi, izleyicisini birbirinden kurnaz karakterlerle, hırsız, yankesici ve dolandırıcılarla tanıştırıyor. Kısa sürede Arjantin sinemasının klasikleri arasındaki yerini alan Dokuz Kraliçe, 2004 yılında Suçlu adıyla Hollywood’a, aynı zamanda 3 kez Hint sinemasına uyarlanmıştı.

Suç ve Ceza <br> Arjantin Hikâyeleri

Akbaba

Suç ve Ceza <br> Arjantin Hikâyeleri

Dokuz Kraliçe

Suç ve Ceza <br> Arjantin Hikâyeleri

Aura

Suç ve Ceza <br> Arjantin Hikâyeleri

Kóblic

Suç ve Ceza <br> Arjantin Hikâyeleri

Komşu Adam

Suç ve Ceza <br> Arjantin Hikâyeleri

Gözlerindeki Sır

Suç ve Ceza <br> Arjantin Hikâyeleri

Kayıp Çocukluk

Suç ve Ceza <br> Arjantin Hikâyeleri

Eva’ya Huzur Yok

Suç ve Ceza <br> Arjantin Hikâyeleri

Asabiyim Ben

Suç ve Ceza <br> Arjantin Hikâyeleri

Başsız Kadın

Dokuz Kraliçe

“Sönüp gitmektense yanıp kül olmak daha iyidir”

“Sönüp gitmektense yanıp kül olmak daha iyidir”

1962’de fluxus hareketinin önde gelen üyelerinden Philip Corner, Piano Activities (Piyano Etkinlikleri) başlıklı bir performans sırasında yaptıklarıyla ciddi müzik çevrelerinde büyük olay yaratmıştı.

Turquerie

Turquerie

14. yüzyılda Balkanlar’a giren, 15. yüzyılda Konstantinopolis’i fetheden, 16. yüzyılda Viyana kapılarına dayanan Osmanlı İmparatorluğu, uzun süre Avrupa’nın korkulu rüyası olmuştur. Ancak 17. yüzyıl sonlarına gelindiğinde imparatorluğun genişlemesi durmuştu. 

Sergey Parajanov Anlatıyor

Sergey Parajanov Anlatıyor

“Olabilecek en kötü hapishane koşullarıyla karşılaştığımda, bir seçim yapmak zorunda olduğumu anladım: ya dibe vuracaktım ya da bir sanatçı olacaktım.”